Sektöre girdiğim ilk yıllardan beri sektörün sihrine, büyüyeceğine ve Türkiye’nin hem kendi pazarında hem de global arenada güçlü bir potansiyel taşıdığına inandım. O günden bugüne benim için mesele hep aynı oldu: Bu potansiyeli Türkiye’de büyütmeye ve Türkiye’nin dünyada daha güçlü bir oyuncu olmasına nasıl katkı sağlayabilirim?
Yaklaşık 14 yıl boyunca ATRAX sahnesinde IAAPA (International Association of Amusement Parks and Attractions), TEA (Themed Entertainment Association) ve sektörün önde gelen araştırmalarından hareketle global pazarın nereye yöneldiğini paylaşmak benim için büyük bir mutluluk ve gurur oldu. Pazarların büyümesini, coğrafi dengelerin değişmesini, teknolojinin ve misafir beklentilerinin dönüşmesini birlikte izledik. Rakamlar bize büyümenin ölçeğini anlattı. Ama yıllar içinde değişen yalnızca rakamlar değildi. Sektörün hikâyesi, hayatımızdaki yeri ve yarattığı değer de değişti.
ATRAX’ın daha fikir aşamasından itibaren yolculuğunun içinde olmuş biri olarak Atraksiyon Network’ün ilk sayısında yazıyor olmak benim için çok kıymetli ve onur verici. Bir fikrin fuara, fuarın güçlü bir sektör buluşmasına, bugün de bilgiyi, hafızayı ve ilhamı yıl boyunca taşıyacak bir platforma dönüşmesini görmek çok değerli.
Bu yolculuğun baş mimarı ve vizyoneri, benim için çok kıymetli Nergis Aslan’ı ve yıllardır büyük bir inanç ve kararlılıkla emek veren tüm ekibini yürekten kutluyorum. Çünkü sektörlerin büyümek için yalnızca yatırımlara ve güçlü şirketlere değil, ortak bir hafızaya da ihtiyacı var. Atraksiyon Network’ün Türkiye eğlence sektörünü kuran, büyüten ve her koşulda ileri taşıyan insanların bilgisini ve deneyimini bir araya getirecek olması bu nedenle çok kıymetli.
Sektör büyüyor. Büyümenin yönü de anlamı da değişiyor.
IAAPA, TEA ve AECOM’un son dönem verilerine baktığımızda sektörün yeni bir eşiğe geçtiğini net olarak görüyoruz. Pandemi sonrası toparlanmanın ardından artık mesele yalnızca ziyaretçi sayısını artırmak değil, ziyaretçi başına daha fazla değer yaratmak. Son iki yıllık dönemde parklarda kişi başı harcamaların yüzde 42,6 artmasına karşılık ziyaretçi artışının yüzde 18,4’te kalması bunun en çarpıcı göstergelerinden biri. Küresel eğlence pazarının da 2027’ye kadar 76,8 milyar dolara ulaşması ve yıllık ortalama yüzde 9,8 büyümesi bekleniyor. Coğrafi harita da değişiyor. Dünyanın en büyük 25 tema parkının sekizi bugün Çin’de. On yıl önce bu sayı yalnızca birdi. TEA Global Experience Index’e göre 2024’te dünyanın en büyük 25 tema parkı yaklaşık 246 milyon ziyaretçi ağırladı. Yani sektör büyüyor, büyümenin ağırlık merkezi de yeniden şekilleniyor.
Nerede büyüdüğümüz değiştiği kadar, nasıl büyüdüğümüz de değişiyor.
Premiumlaşma (ürün ve hizmetlerin üst segmente, daha nitelikli bir deneyime evrilmesi) güçleniyor. Fiziksel ve dijital dünya giderek daha fazla iç içe geçiyor. Yapay zekâ kişiselleştirmeden operasyona kadar deneyimin her katmanına giriyor. Misafir artık hikâyeyi izlemek değil, onun içinde yaşamak, hatta hikâyenin kahramanı olmak istiyor. İyi yaşam, spor, perakende, konaklama ve eğlence arasındaki sınırlar giderek silikleşiyor.
2026 trendlerine baktığımızda da aynı yönü görüyoruz. Deneyimsel perakendeden şehir içi kompakt kapalı eğlence alanlarına, sürükleyici eğlence teknolojilerinden yapay zekâ ve karma gerçekliğe kadar attraction kavramı klasik park sınırlarının çok ötesine taşınıyor. Teknoloji, hareket, görüntü, ses, hikâye ve etkileşim birleşerek yeni deneyim dünyaları yaratıyor. Belki Türkiye için yeni büyüme formülümüz de tam burada: teknolojiyi akıllıca kullanmak, hikâyeyi deneyime, deneyimi değere, değeri güçlü markalara dönüştürmek.
Yeni haritayı okumak
Ancak bu fırsatları değerlendirmenin yolu, değişimi doğru okumamızdan geçiyor. Son yıllar bize sektörümüzün çok güçlü bir özelliğini gösterdi: değişimden öğrenebilme kapasitemizi. Pandemiyle birlikte teknoloji daha hızlı entegre oldu, yerel pazar yeniden keşfedildi, iş modelleri ve ziyaretçi deneyimleri yeniden düşünüldü. Sonrasında değişen ekonomi, turizm akışları ve dünya konjonktürü başka sinyaller getirdi. Dünya artık doğrusal ilerlemiyor. Bu nedenle liderlik artık her şeyi bilmek değil, belirsizliği görebilmek ve yine de ilerleyebilmek.
Geleceği anlamaya çalışırken bugünün verileri kadar, henüz güçlenmemiş sinyallere bakmanın da kıymetli olduğuna inanıyorum. Misafir davranışındaki küçük kırılmalar, yeni neslin beklentileri, turizm akışlarındaki değişimler, teknolojiyle ortaya çıkan yeni deneyim biçimleri… Bugün küçük görünen bir sinyal, yarının büyük pazarını haber veriyor olabilir.
Ve burada en güçlü araçlarımızdan biri kolektif zekâ. Belki de bireysel analizden kolektif anlamlandırmaya geçmenin zamanı. Misafirin, operatörün, üreticinin, yatırımcının, çalışanlarımızın, iş ortaklarımızın, akademinin ve yeni neslin gördüğü sinyalleri aynı resme eklediğimizde yön daha görünür hale geliyor. Strateji, yatırım ve gelecek perspektifini birlikte düşündüğümüzde resim daha da netleşiyor.
Nörobilim ve Mutlu Şehirler
Bütün bu değişimin merkezinde ise hâlâ insan var. Nörobilim alanındaki çalışmalarım, yıllardır mutluluk ve eğlence deneyimleri üzerine düşündüğüm konulara başka bir pencereden bakmamı sağladı. İnsan sosyal ve anlam arayan bir varlık; bağ kurmaya, hareket etmeye, merak etmeye, keşfetmeye ve paylaşmaya ihtiyaç duyuyor. Modern şehir hayatı bizi fiziksel olarak birbirimize yaklaştırırken, bütün bunlara alan açan deneyimleri daha da kıymetli hale getiriyor.
Bizim sektörümüz tam burada daha büyük bir anlam kazanıyor. Şehir hayatının içinde insanlara nefes alabilecekleri, kendilerini iyi hissedebilecekleri ve hayatla yeniden bağ kurabilecekleri deneyimler yaratıyoruz. Sosyal bağın, hareketin, merakın ve olumlu deneyimlerin insanın psikolojik ve biyolojik iyi oluşuyla ilişkisi de bu nedenle çok kıymetli. Yıllardır üzerinde çalıştığım “Mutlu Şehirler” fikrinin temelinde de bu var. Bir şehri yaşanabilir yapan yalnızca yolları, binaları ve ulaşım altyapısı değil; insanların bir araya gelebildikleri, paylaşabildikleri ve iyi hissedebildikleri alanlar da o şehrin altyapısının bir parçası. Çünkü biz yalnızca eğlence alanları değil, insanın insana, yaşadığı şehre ve hayata yeniden bağlandığı deneyimler yaratıyoruz.
Türkiye bu yeni haritanın neresinde?
Türkiye bugün çok güçlü bir potansiyel taşıyor. Su parklarından temalandırmaya, sürükleyici eğlence teknolojilerinden robotik ve hareket sistemlerine, çok duyulu deneyimlerden oyun ekipmanlarına, yazılımdan tasarıma kadar geniş bir Türk ekosistemi uluslararası pazarlarda faaliyet gösteriyor. Dünyanın farklı coğrafyalarında proje gerçekleştiren, teknoloji geliştiren, üreten, tasarlayan ve uluslararası ödüller alan markalarımız var. Türk şirketleri artık yalnızca ürün değil, hareket, medya, hikâye ve çok duyulu efektleri bir araya getiren yeni nesil deneyim teknolojileri de geliştiriyor.
Türkiye artık yalnızca güçlü bir iç pazar değil. Üretim ve teknoloji üssü, bölgesel cazibe ve ihracat merkezi olarak önünde büyük bir büyüme alanı bulunan bir oyuncu.
2026 ATRAX açılış konuşmamda “Türkiye artık oyun kuran bir noktada” demiştim. Bugün bu potansiyelin çok daha büyük açılımlara dönüşeceğine inanıyorum. Çünkü mühendisliğimiz, üretim kabiliyetimiz, tasarım zekâmız, girişimcilik refleksimiz, dünyayla iş yapma tecrübemiz ve güçlü bir turizm kültürümüz var. Üstelik dünyanın en zengin kültürel hikâye havzalarından birinde yaşıyoruz. Bir sonraki sıçramamız markalaşmayı güçlendirmek olabilir. Markalarımızın global gücünü daha da büyütmeye, markalaşmaya daha fazla yatırım yapmaya ve dünyada iz bırakan Türk markalarıyla sektörün geleceğine nasıl yön verebileceğimizi birlikte düşünmeye değer.
Bunun için birlikte büyümeliyiz.
Yıllardır sevdiğim bir kavram var: Rekaberlik. Rekabet ve beraberlik. Bir Türk şirketinin dünyadaki başarısı, diğerleri için de güçlü bir referanstır. Ekosistem olarak güçlenmeliyiz. TEPEA gibi sektör dernekleri çatısı altında bir araya gelmenin ve birbirimizi desteklemenin kıymeti de burada. Birbirimizin bilgisinden, deneyiminden ve gördüğü sinyallerden beslenmek hepimizi büyütüyor. Bu vesileyle 24 yıllık yolculuğumda omuz omuza yürüdüğüm tüm sektör arkadaşlarıma gönülden teşekkür ederim.
Bu sektörün geleceğini, onu yeni nesle ne kadar iyi anlatabildiğimiz belirleyecek.
Attractions dünyası mühendislerden mimarlara, yazılımcılardan tasarımcılara, sanatçılardan hikâye anlatıcılarına, sosyologlardan nörobilimcilere pek çok disiplinin buluştuğu çok özel bir alan. Üniversite-sanayi iş birliklerini güçlendirmek, staj ve gerçek proje olanakları yaratmak, gençlere bu sektörde nasıl değer ve anlam bulabileceklerini, nasıl değer yaratabileceklerini göstermek de bizim sorumluluğumuz.
Bütün bu dönüşümün içinde bizi güçlü tutacak iki şey olduğuna inanıyorum: insanı anlayabilmek ve değişimi okuyabilmek. Yaratıcılık, empati, merak, sezgi ve gerçek bağ kurma becerimiz her zamankinden daha kıymetli; çünkü teknoloji bir deneyimi geliştirebilir, yapay zekâ operasyonu optimize edebilir ama o deneyimin insanda nasıl bir anlam bırakacağını tasarlamak hâlâ bizim işimiz. Bunun yanında öğrenmeye, uyum sağlamaya ve değişimin erken işaretlerini görmeye devam etmeliyiz. Fırsatlar değişimi erken okuyabilenlerin önünde büyüyor ve Türkiye bugün tam da böyle güçlü bir dönemin eşiğinde.
Hiçbirimiz tek başımıza bütün resmi göremeyiz; ama yan yana geldiğimizde birbirimizin gördüğünü görür, duymadığımız sinyalleri duyarız. Karmaşa netleşir, yön görünür olur. Bu nedenle geleceğe dair heyecanım yalnızca pazarın büyümesinden değil, birlikte büyüyebilme kapasitemizden geliyor.
Teknolojiyi insanla, üretimi yaratıcılıkla, girişimciliği bu coğrafyanın zenginliğiyle buluşturabilirsek, Türkiye’nin global attractions ve leisure dünyasında önünde çok büyük bir fırsat var. Üstelik bu artık yalnızca bir temenni değil; büyüyen markalarımızda, dünyanın dört bir yanına taşıdığımız projelerde ve rakamlarda karşılığını gördüğümüz gerçek bir potansiyel. Hepimizin bu gelişimi gururla izlediğini ve aynı heyecanı hissettiğini biliyorum. Şimdi, güçlü bir coğrafyanın ve köklü bir tarihin bize bıraktığı birikimi, farklılıklarımızın zenginliğiyle aynı gelecekte buluşturma zamanı. Birbirimizin gücünü büyüterek, birlikte üreterek, birlikte dünyaya açılarak Türkiye’nin büyüyen global eğlence ve deneyim ekonomisine yön veren ülkelerden biri olacağına bütün yüreğimle inanıyorum.
Tekrar Atraksiyon Network’ün yayın hayatını kutluyor, Nergis Aslan ve tüm ekibine sektörümüzün bilgisini, hafızasını, sesini ve birlikteliğini büyüten bu kıymetli platform için teşekkür ediyorum.
Yolumuz açık, hikâyemiz ilham dolu, geleceğimiz ortak olsun.
Şöhret Pakiş

